Yüksekokul Müdürümüz Öğr. Gör. Şennan ASLAN'ın "18 Mart Çanakkale Zaferi ve Milli Mücadele Ruhu” Konulu Konferans Konuşması

Yüksekokul Müdürümüz Öğr. Gör. Şennan ASLAN'ın "18 Mart Çanakkale Zaferi ve Milli Mücadele Ruhu” Konulu Konferans Konuşması

20 Mart 2019, Çarşamba 151

20. yüzyılın başlarında emperyalist güçler dünyayı bölüşme kavgası veriyorlardı. Teknolojik gelişmeler ve sanayileşme sonucu emperyalist devletlerin kara, deniz ve hava orduları dönemin modern ve cephe gerisini de hedef alan ölümcül silahlarla donatılmıştı. Bu orduların hedeflerinden birisi de önce Balkanlardan ardında da Anadolu’dan çıkartılması planlanan, yüzyıllarca İslam dininin sancaktarlığını yapan Türklerdi, Türkiye idi.

Türkler; 1911’de Trablusgarp’ta başlayan emperyalistlere karşı mücadelelerine 1913’te Balkan savaşlarıyla devam ediyorlardı. 1914 yılı itibariyle savaşlar halkasına, içerisinde Çanakkale cephesinin de yer aldığı Birinci Dünya Savaşı da eklendi. Unutmayalım ki Çanakkale’ye gelip, Türk’ün son kalesini savunacak olan askerlerin birçoğu Balkan savaşlarında yer almıştı. Yani yıllardır cepheden cepheye koşup, vatan savunması için mücadele veriyorlardı. Bir kısmı çocuk yaşta idi, bir kısmı da geride bıraktıkları çocuklarını hiç görememişlerdi.

Çanakkale savaşları denizde başlayıp, kara ve hava harekâtlarıyla devam etmiştir. Osmanlı Türkiye’sinin okumuş kesiminin büyük bölümünün şehit olduğu bu savaş büyük bir kahramanlık destanıdır. Savaşın Türkler tarafından kazanılması Rusya’nın yıkılmasına yol açtığı gibi, İngiltere ve müttefiklerinin Amerika Birleşik Devletleri’nin savaşa girinceye kadar ağır kayıplar vermesine de neden oldu. 1918’de Dünya Savaşı sona erdiğinde Türklere karşı acımasız ve ağır yaptırımlar uygulanma girişimleri aslında Çanakkale’nin intikamının eseriydi. Ancak bu girişimler Çanakkale’de zafer kazanılmasında büyük pay sahibi olan Mustafa Kemal’in Milli Mücadele’deki önderliğiyle emperyalist güçler için yine hüsranla sonuçlanacaktır.

Çanakkale zaferi, askeri bir başarı, bir destan olmanın yanında bizlere aynı zamanda önemli dersler de vermektedir. Cepheden yaralı getirilen oğluna bakıp, iyileşemeyecek durumda dolduğunu gören doktor babanın oğlu için bir morfini dahi kullanmaması vatan için candan ve yardan vazgeçildiğinin en açık göstergesidir.

Mustafa Kemal’ın nerede ve kime karşı savaştıklarını bilmeden Avusturalya, Yeni Zelanda gibi uzak diyarlardan gelip ölen düşman askerleri için söylediği Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar! Burada dost bir vatanın toprağındasınız. Huzur ve sükûn içinde uyuyunuz. Sizler Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız. Uzak diyarlardan evlatlarını harbe gönderen analar! Gözyaşlarınızı dindiriniz. Evlatlarınız bizim bağrımızdadır, huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır. Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlatlarımız olmuşlardır. sözüyle Türk’ün vatanını koruma uğrunda canını verdiği halde 5-10 metre öteden kendisini öldürmeye çalışan düşmanına karşı gösterdiği hoşgörü ve büyüklüğünün adıdır Çanakkale.

Çanakkale; Anadolu’nun Türk yurdu olduğunun tescili, Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunun başlangıcıdır.

Çanakkale; Artvin’den Adana’ya, Edirne’den Kars’a, Suriye’den Balkanlara farklı coğrafyalardan gelip şehitlik mertebesine ulaşanlar gibi yiğitlerin günümüzde de var olacağının ve ülkemiz topraklarının ne pahasına olursa olsun korunacağının şahididir.

Sevgili gençler bin yıldır vatanımız olan bu toprakları korumak ve yüceltmek hepimizin görevidir. Bu topraklarda emelleri olan dış güçler değişik şekillerde bizi parçalamak için ellerinden geleni yapmış ve yapmaya devam edeceklerdir. Bunun örneğini yakın zamanlarda defaatle gördük. Bu kadim tecrübeyle beraber gördük ki bizim farklılıklarımızı bir çatışma alanına taşımaya çalışıyorlar. Biz biliyoruz ki farklılıklarımız en büyük zenginliğimizdir. Atatürk’ün Gençliğe Hitabesini iyi anlamamız gerekir. Bu minvalde en büyük yol gösterici metinlerimizden birisinin gençliğe Hitabe olduğunu unutmamalıyız.

Saygılarımla…